Taşları Bağlamışlar, Köpekleri Salmışlar..

22 Haziran 2015 Pazartesi
Gazetelerde, köşelerde, şurada burada "analizler" havada uçuşuyor; Ak Parti neden oy kaybetti?
Yapılan analizlerin büyük çoğunluğu Ak Parti'nin "hataları" üzerine bina edilmiş.
 
2011 seçimleri baz alınırsa yaklaşık yüzde 9'luk kayıp elbette çok ciddi bir orandır ve hatalar olmadan bu kadar oy kaybının yaşanması mümkün değildir.
O "hatalar" da zaten ballandıra ballandıra salvo halinde serdediliyor.
 
Elbette ki parti kendi içinde bir değerlendirme yapacak, gerekli tedbirleri alacaktır.
Ancak bize göre doğru bir analiz yapılabilmesi için çok boyutlu ve çok yönlü bir bakış açısına ihtiyaç var.
Oy kaybı sadece içsel faktörlere yani Ak Parti tarafına bakılarak anlamaya çalışılır ve değerlendirilirse eksik bir iş yapılmış olur, teşhisin de yanlış yapılmasına yol açar.
 
Oy kaybedilmesinde Parti içi faktörlerin varlığını göz ardı etmeden dış dinamikleri açısından da kapsamlı bir analize ihtiyaç olduğu çok açık.
Dolaşımdaki analizlerin bir kısmı iyi niyetli olmakla beraber temel yanlışı yaşanan yaklaşık yüzde 9 oy kaybının tamamen Ak Parti hatalarına dayandığının var sayılmasıdır.
 
Böyle bir anlayış oluşturulan karşı cephenin varlığını ve gücünü görmezden gelmek anlamı taşır ki analizin doğru sonuçlar vermesine engeldir.
Bize göre oy kaybının en az yarısı Ak Parti dışı faktörlerden kaynaklıdır.
Aksi halde, HDP Barajı geçsin için koparılan fırtınayı, ittifakları, seçmene yapılan tehditleri, merkez medyadaki algı operasyonunu nereye koyacağız?
 
Hadi bütün bunları geçtik.
"Küskün Muhafazakâr" seçmene kurulan tuzağı ne yapacaksınız?
Ak Parti yalnızca 90 bin oy daha alsaydı tek başına iktidardı.
O durumda bugün yapılan bu "analizlerin" hiç biri bir anlam ifade etmeyecekti.
Saadet+BBP ittifakı bile sadece 950 bin oy aldı.
 
Yani Ak Parti'nin tek başına iktidar olması için gerekli oyun on katı.
Bu seçimde öyle bir operasyon yapıldı ki bir taraftan Ak Parti'nin doğal tabanını erozyona uğratacak çalışmalar yapıldı, ardından işi şansa bırakmamak için "Kaçaklar" kanalize edilerek toplanacakları küçük göletler de oluşturuldu.
 
Ya Paralel yapının bu seçimdeki etkisini nereye koyalım.
Bakın bağımsızlar Türkiye çapında yaklaşık 500 bin kadar oy aldı.
Bunun en az yarısı FETÖ Terör örgütü mensubu adaylara aittir.
 
İşin bu kısmında sorun yok.
Onlar zaten bir söz ile, hazır asker gibi emirle hareket eden bir kitle.
Bugüne kadar emirle Ak Parti'ye veriyorlardı şimdi yine emirle oylarını çeşitli adaylar arsında taksim ettiler.
Kitlesel güçlerinin hepi topu bu oldukları, marjinal bir partinin bile alabileceği bir oy oranına sahip oldukları ortaya çıktı.
Ancak FETÖ'cü ve özellikle devlet kademelerine sızmış bir grup var ki Güneydoğu'da hem oyları ile hem de provokasyonlara çanak tutan "görev" anlayışları ile burada sonuçlara doğrudan etki ettiler.
 
Bölgedeki polis ve asker lojmanlarının sandık sonuçlarına bakılırsa ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.
Oradan çıkan sonuçlar belki sonuca doğrudan etki edecek bir kıymet ifade etmez ama bu örgütün varlığını, tutum ve kanaatini ortaya çıkarması açısından önemlidir.
Terörle mücadele etmesi gereken, devlet otoritesini tesis etmekle görevli kolluk güçleri mücadele ettikleri bir yapının siyasi uzantılarına oy patlaması yaptırdılar.
 
Bu nasıl olabiliyor?
İnsan bu tabloya bakınca ister istemez düşünüyor;
Kolluk güçleri böyle düşünüyor ve istiyorsa o halde seçim öncesi yapılan provokasyon, baskı, tehdit, terör eylemlerini de ya görmezden geldi ya da bizzat destekledi.
HDP'nin Güneydoğu'da bu kadar yüksek oy alması normal şartlarda mümkün değil.
Demek ki seçim öncesi 
bölge Paralel örgüt üyesi kolluk güçleri HDP'nin insafına terk edilmiş.
 
Omuzunda Keleş, üstünde hücum yeleği ovaya inen terör grupları kırsalda kimin "propagandasını" yaptı?
Kars'ta yaşanan sadece kamuoyuna yansıyan tek bir örnekti.
Ya YANSIYAMAYANLAR bölgedeki seçim sonucunu nasıl etkilemiş olabilir?
 
Bütün bunlar olurken HDP'ye oy veren kolluk kuvvetleri ne işle meşguldü? 
Kırsalı geçtik, Van Merkezde Billboardlarda kan akıtarak alenen seçmen tehdit edilir, oyların yönünü değiştirilirken üçün biri olan "Bağımsız Yargı" nerelerdeydi?
 
Sonuç olarak Ak Parti'nin bir iç muhasebe yapması gereği çok açık.
 
Ancak Ak Parti dışı unsurlar seçim öncesi operasyon ve ittifaklarında başarılı olmasaydı bugün bu konuşulanların hiç biri bir kıymet ifade etmiyor olacaktı.
Belki küçük bir sarsıntı geçirilecek ama o da iktidar yorgunluğu ve yeni bir lider değişikliğinin GETİRDİĞİ DOĞAL bir durum olduğu söylenerek geçiştirilecekti.
 
Özetle Ak Parti karşında çok güçlü ve çok yönlü bir cephe oluşturuldu.
Bu cephe KISMEN başarılı oldu.
İşin bu kısmı görülmez, bir sonraki seçimde buna dönük tedbirler alınmazsa içe dönük yapılan bütün değerlendirmeler hiç bir anlam ifade etmez..

Yorum Yaz
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.