Tarihte Bugün.. Ayşegül SERİN yazdı...

17 Mart 2018 Cumartesi

   “Çanakkale içinde aynalı çarşı,”

   Ana ben gidiyom düşmana karşı
   Offf, gençliğim eyvah”  türküsü duyulur 15 li yaşlardan Çanakkale’de… Anaların ciğeri yanar pare pare … Tarih 18 Mart 1915… Kara bulutlar sarmış her yeri. İstanbul’u Osmanlıdan almak, Ayasofya’ ya çan takmaktı amaçları. Yedi düvel Çanakkale’nin o dar boğazını top, tüfek sesine  boğmuş,  hallaç pamuğu gibi  ,  dağılan bedenler… Karada  üst üste yığılan şehitler, havada şüheda kokusu buhar buhar…
        “Hasta adam” diye tabir ettikleri Osmanlı uykudan uyanmış , bütün gücüyle düşman siperlerine üzerine bomba yağdırıyor, bir adım bile geri atmıyordu.  Şehit olacağının farkında  ama geriye bakmadan korkusuzca ilerliyordu . O küçümsedikleri  Osmanlı tek yürek olmuş, devleşmiş, kükremiş aslanlar gibi düşmana meydan okuyordu. Karaya ayak bastırmamak, namahreme el sürdürmemek için etten duvar örüyordu adeta…  
         Laz’ı, Çerkez’i, Kürt’ü, Türk’ü, Arnavut’u tek yürek olup; modern silahlarla donatılmış ordunun karşısında, ateş almaz tüfeklerle, toplarla, kazma ve küreklerle   yalın ayak,  yarı çıplak ,açlıktan midesine taş bağlamış bir millet…!  Açlığa rağmen düşmandan  ele geçirdikleri et konservelerini, domuz eti şüphesiyle yemeyip , tüm imkansızlıkları hiçe sayarak manevi bir güç ve sağlam bir ruhla, yurdunu, istikbalini korumak için geçit vermedi düşmana…
       Mustafa Kemal tarih sahnesine  ilk kez çıkıyor  “Size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum “ diyerek  vatanı kurtarmaktan başka çare olmadığı inancını kazıyor Mehmeçik’in beynine.. Savaşmaya  değil ölmeye gidiyor Mehmetçik.… Bir yanda her türlü imkana sahip işgalci güçler, diğer yanda üzüm hoşafı, yarım somun ekmekle  bağımsızlık mücadelesi  veren  bir milletin diyeti yüreklerimizi dağladı  yıllarca…
            Tarihin tozlu sayfaları arasında kalan bir kahraman Seyit Onbaşı’nın, 276 kilo ağırlığındaki  topu tek başına kaldırıp, ateşlemesini   efsane  diye  dinledik hep. Daha sonra denemesine rağmen kaldıramamıştı  Seyit Onbaşı bu tonlarca ağırlıktaki mermiyi…Onca  yokluğa,  sefalete  karşı  O’na o gücü veren  neydi?  
        “Resulullah’ı ziyarete giden bir Allah dostunun Medine-i  Münevvere ‘de ,  Hz. peygamberi göremiyorum, gönül gözüm mü kapandı?  Resul’ün varlığını neden hissetmiyorum deyip, gözyaşlarına boğulmuş  ve rüyasında güzeller güzelini görmüş,  evet hissettiğin doğrudur ben şimdi Medine’de değil Çanakkale ‘deyim. Çok zor durumda olan evlatlarımı yalnız bırakmaya gönlüm razı gelmedi . Yardım etmeye geldim diyen”  Hz.  Peygamber’in  sesiydi  belki de Çanakkale’yi zirveye çıkaran… 
       Kitabın elden gidiyor, yetiş ya Muhammed! diye yakaran, temiz gönüllerin kabul olmuş duasıydı Çanakkale‘yi  geçilmez kılan...Şairimiz “ Rabbim isterse  sular büklüm büklüm burulur” der. Rabbim istedi, resul yardıma koştu…
   ” Allah  Allah ” nidaları “ Hurraaaa” çığlıkları arasında 500.000 şehitle  galip geldi Çanakkale. Kanayan yarasına çamur basıp, düşmanın yarasını kandan çoraklaşmış gömleğiyle saran , bayatlamış ekmeği kendi  yiyip ,  taze ekmeği  esirlere ikram eden ,kendisine uzatılan ekmeği ‘Ben nasıl olsa birazdan öleceğim ,bunu düşmanla savaşacak olan yiğitlere verin.’ diyen asker!  Düşmanın  bile sayfa sayfa övgüsüne mazhar olmuş ecdat!
     Hangi kalem güzel yazabilir peygamber mührü taşıyan ismini?
     Hangi kağıt taşıyabilir merhametinin ağırlığını?
     Seni hangi dil daha güzel anlatabilir? diye sordum kendime
     Ecdadın terbiye kalburundan geçmiş  Mehmetçik , Çanakkale’de bıraktığınız ruhla bugün başka topraklarda merhametinizden merhamet dağıtmak ve  emanet bıraktığınız yurdu korumak için yine yollarda… “Çanakkale’yi düşmana yaptın ya mezar, Türk milleti aynı destanı yine yazar” diyerek ne kadar doğru söylemiş. Bu millet bıraktığınız mirasa, vatana, ay yıldızlı bayrağa onurla sahip çıkacaktır.
    
     RUHUNUZ ŞAD!  MEKANINIZ CENNET OLSUN!
 

Yorum Yaz
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.