Ayşe Gül SERİN yazdı.. Filistin için bir dal da sen kes!

18 Mayıs 2018 Cuma
Hasretle beklediğimiz bir aydır Ramazan. On bir ayın sultanıdır O. Bu yıl da , başı
rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan’a kavuştuk,
kavuşmasına da, Ramazan penceresinden baktığımızda Ortadoğu’da ümmet bombaların
sesiyle girdi Ramazan ayına, ölüm orucuna niyet ederek...
 
 Her Ramazan olduğu gibi, Ortadoğu’dan kısık seslerini duyurmaya çalışan mazlumlar
bu Ramazanda da içimizi dağlamaya devam ediyor. Aç susuz savaşın ortasında İsrail’in
yaptığı “Soykırım’ı bütün dünya sessizce izliyor. Kudüs’ü ilk seccademizi Siyonizm’e baş tacı
yapmaya çalışan İsrail ve destekçisi Amerika, kendi deyimleriyle Allah’ı kıyamete zorlasalar
da, O Allah ki, kendi vatanlarında özgürlük görmeden, mazlumun bu dünyada zalimden
hakkını almadan kıyameti koparmayacaktır !
 
 İslam ülkeleri , renkli sofralarımızda , ne yiyeceğini, yiyeceğimizi bile seçemediğimiz bir
bollukta oruç tutarken, Filistin de kardeşlerimiz sahursuz ve belki de akşam iftar açacağı sıcak
bir tas çorbası bile yok. Ve savaşlarda kaybettiği yarım kalan bedeniyle yılmadan, bombalara
taş fırlatabiliyorsa eğer ! Müslüman olarak bütün mükellefiyeti mazlumun omzuna yığdıysak ,
siyah bir örtü dolayıp başımıza, yas tutamamışsak eğer
 
 Bu utanç bize kıyamete kadar yeter !
 
 Biz halk olarak acaba ne yapabiliriz diye düşünürken Hz. Peygamberin savaş
sırasında geliştirdiği bir sıtratejiden bahsetmek istiyorum. Küçük gibi görünen şeyler belki de
zaferin ta kendileridir.
 
 Hz. Peygamberin Yahudilerle yaptığı Hayber savaşında,
Hayber kalelerine sığınan Yahudiler yiyecek ve içecek stokları ile peygamber
efendimizin gitmesini bekliyorlar
 
Hayber kaleleri sağlam, yüksek bir yerdeydi
Ok atsan sana geri dönüyordu.
Taş atsan yetişmiyordu
Bağırsan sesin duyulmaz.
Hayber yıkılmıyordu.
Günlerce bekledi İslam ordusu.
Müslümanların stoğu tükenmek üzere, moralleri bitmek üzereydi.
Günlerce beklediler. Ama nafile!
 
Bu uzun bekleyişten sonra peygamber efendimiz bir strateji geliştirdi.
Hurma ağaçları kesilecekti.
Hayber Yahudilerinin ekonomisi birer birer kesilecekti.
Gelecekleri kökten kazınacaktı.
Zira Yahudi için para, servet, zenginlik her şeydi.
Ağaçlar kesildikçe Yahudiler kahroluyordu.
Ağaçlar kesildikçe burada kalmanın da bir anlamı kalmayacaktı.
Anlaşma yoluna gittiler ve taşıyabilecekleri kadar yükle Yahudilerin başkenti Hayber’i
terk edeceklerdi.
 
 Sende Hayber savaşına katılmak istiyorsan bir ağaç da sen kes!
 
Sende bugün taş atsan İsrail’e ulaşmaz!
Ok atsan Telaviv’e yetişmez!
Ama sende peygamber efendimizin stratejisini yapabilirsin!
Al eline baltayı kes Yahudilerin ağaçlarını !
Nasıl mı?
 
Herkesin elinde akıllı telefonlar var, evlerimizde internet var. Sosyal media kullanarak
bir tuşla, dünyanın öbür ucuna duyurabiliriz mesela sesimizi...
 
 En önemlisi İsrail “Soykırım” yapıyor diyebiliriz, demeliyiz. Gereksiz paylaşımlar
yaparak zamanı boşa harcıyoruz. Bir tweet kaç tane Yahudi ağacını kesmeye bedel !
“La ilahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimin”
“Zulmü engelleyemiyorsan,onu herkese duyur” demiş ya efendimiz...
 
 Hiçbir şey yapamıyorsan “buğz” et !
Hayber savaşına katıl ki, mahşer sabahı mezarından katlığında cevabını
veremeyeceğin suallerle karşılaşma !
 

Öyleyse al eline baltanı kes Yahudilerin ağaçlarını !!! 


Yorum Yaz
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.