Ayşe Gül SERİN yazdı.. - Taht Elden Gidiyeeahh!

23 Temmuz 2018 Pazartesi
24 Haziran seçimlerinin üzerinden tam 1 ay geçti. 9 seçime girip 10’unu kaybetmiş bir siyasi parti olan Ana Muhalefet partisi, CHP’ de sular durulmak bilmiyor.
 
CHP’nin kadrolaşmış oylarını %25’lerden %40’lara taşıyan Muharrem İnce Kemal Kılıçdaroğlu’na karşılık 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde büyük bir başarı sağladı.
 
Bu başarıyı yakalamak için epey çaba sarf etmişti İnce. Her gün Cuma namazı kıldı. Yoksulları hatırlayıp bir iki poşet erzak yardımı taşıdı. Dördüncü köprüyü yapacağım filan derken CHP’ye level atlatmayı başardı…
 
Başardı başarmasına ama değişen hiçbir şey yok görünürde!
 
Kendisinden kurtulmak için başkan adayı seçilen İnce, gel bakalım Muharrem denilerek yerlerde sürüklenmişti resmen unutmadık…
 
Kemal Kılıçdaroğlu Muharrem İnce’nin bu kadar oy alacağını tahmin bile etmemişti büyük ihtimal. Nasıl olsa Muharrem kaybedecek, Kemal de koltuğunda rahat rahat oturacaktı planına göre ama; hayal ettiği gibi olmadı hiçbir şey…
 
Koltuk gıcırdamaya başladı çoktan!
 
Koltuğun sallandığını fark eden Kemal, sabah akşam “vermiycem vermiycem, inat değil mi vermiycem” tutturmuş gidiyor.
 
Muharrem İnce ise kurultay için yeterli imzayı toplayacak gibi görünüyor. Bay Kemal ‘vermiycem vermiycem’ diye sızlansa da İnce söke söke almakta iddialı…
 
Mustafa Sarıgül’ü CHP haritasından silen Kılıçdaroğlu, bu defa sert bir kayaya çarptı gibi. Kurtulma şansı yok, kendi açtığı kuyuya kendi düşecek sonunda…
 
Velhasıl kelam!
 
Bu nasıl bir muhalefet değil; bu nasıl bir Ana Muhalefet Partisi diye sormaz mı kendine? 20 tane oyum olsa bir tanesini dahi vermeyecek olduğum bir siyasi parti olsa da saygı duymak lazım yine de.
 
Seçim sonucunu beklemeden içip sızan, Atatürk kimliğiyle insanların duygularını sömüren, muhafazakâr insanları çağdaşlığın önünde engelmiş gibi lanse eden, kendi öz iradesiyle siyasi partiler arasında seçim yapan insanları koyun yerine koyan ve sandığa saygı duymayıp, demokratik bir seçimle iktidar olan siyasi parti ve liderine hakaretler yağdıran Ana Muhalefet Partisinin önde gelenleri olsalar da, biz doğru bildiğimiz çizgiden ödün vermeyen, haklının yanında olmaya özen gösteren bir adalete sahibiz.
 
Onlar anlar mı? Tabi ki anlamazlar…
 
“Yiğidi öldür hakkını yeme!” felsefesinden yola çıkarak Muharrem İnce’nin elde ettiği başarıdan ötürü hakkının verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Yoğun bakımda yatan Deniz Baykal’ın birinci bölgeden aday gösterilip; yeni kanlara geçit vermeyen ve “değişmeyen tek şeyin, değişimin kendisi olduğu”ndan haberdar olmayan CHP’ den yenilik beklenir mi onu da bilmiyorum.
 
Koltuk sevdalı değiliz, kaybedersek istifa diyenler söylediklerini unutup, çakıldı kaldı koltuğa. “Yiğidi öldür, hakkını yeme!” atasözü 21.yüzyılda değişime uğrayarak “Yiğidi yaşat, hakkını ye!” olarak güncellenmiş durumda.
 
Kendini unutup İP, HDPKK’ ya kadar oy toplamakta ya da vekil transferinde centilmenlik yapan Kılıçdaroğlu, acaba Muharrem o kadar oy toplamış mıdır diye kara kara düşünüyor…
 
Yıllardır CHP’de ilk defa kedi olalı bir fare tutmuş Muharrem İnce’yi görmezden gelmemeliydi öyle değil mi? Köprü olmalısın ki, yürüyebilsin!
 
HDP’ ye verdikleri oylarla meclisin en saflarında oturan CHP’nin gurur tablosu HDPKK salya akıtmaya devam ededursun. Verilen onca şehidin ve ailesinin ahı yerde kalır mı, kalmaz…
 
Muharrem İnce gelince bir şeyler değişecek mi, CHP kanadında tabi ki hayır!
 
Bunu seçim sürecinde çok net gördük. Eğer CHP köklü bir değişiklik yapmayıp; aynı sistemle, aynı kafayla devam edecekse eğer, Kemal Kılıçdaroğlu’nun gitmesi hiçbir anlam ifade etmez.
 
CHP ikiye bölünebilir mi? Bölünürse hangisi Atatürk’ün partisi konumunda olacak? Ya da taht kavgasını kim kazanacak?
 
İP’ de de durum pek farklı değil aslında. Kendi içlerinde bir çekişmedir gidiyor. Allahtan seçimi kazanan bunlar değil! Kılavuza gerek yok, köy çoktan göründü. Yapılan kirli ittifaklar birer birer parçalandı, parçalanmaya devam ediyor.  Büyük bir azimle tülbentleriyle sahalara çıkan Meral ablamız “kurtuluş istifadadır” dedi diyecek sanki.
 
Önümüzdeki günlerde göreceğiz bakalım. Doğrularıyla ya da yanlışlarıyla el sıkışabilecekler mi? Muharrem İnce, bir konuşmasında Kemal Kılıçdaroğlu’nu işaret ederek benim ajandam yok demişti.
 
 Kasetle gelen Kılıçdaroğlu bakalım gizli ajandasıyla kalacak mı, gidecek mi?

 


Yorum Yaz
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.