Çanakkale ah Çanakkale!..

16 Kasım 2013 Cumartesi
Geçtiğimiz Pazar günü takvimler 18 Mart?ı gösteriyordu.. Yine takvimlerin ifadesiyle o gün ?Şehitleri Anma Günü? ve Çanakkale Zaferi?nin 97. yıldönümü idi yani...
 
Bir arkadaşımın o gün vesilesiyle sms mesajıyla gönderdiği şu dörtlük beni oldukça duygulandırdı ve ben de aynı dörtlüğü birçok dostla paylaştım:
 
Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuş?tular
Tam üç alayla burada gönülden vuruştular
Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri
Allah?ı arzu ettiler, akşama kavuştular...
 
Şairini bilemediğim bu güzel dörtlüğün, İnternet kaynaklarında da  şairine dair bir bir bilgiye rastlayamadım. Çanakkale Savaşları?ndaki kahramanlıklarını yaşatmak için Ezineli Yahya Çavuş ve arkadaşları adına Gelibolu?da dikilmiş olan anıt üzerinde bulunduğu anlaşılan bu dörtlüğü okuyup da duygulanmayacak vatan evladı herhalde yoktur.
 
Aynı duyguları paylaşmakla birlikte, bu noktadan itibaren, yine bu yıldönümü vesilesiyle bir e-posta  grubunda şahit olduğum, bu konuyla ilgili olarak pek duymaya alışık olmadığımız, meseleye oldukça farklı bir açıdan bakan bir  tartışmadan bahsetmek istiyorum.
 
Bu e-posta grubuna bir mesaj gönderip, ?Çanakkale şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Rabbim (c.c.)  mekanlarını cennet kılsın, şefaatlerine bizleri nail etsin. Bu vesileyle merhum Akif üstadın da mekanı cennet olsun...? diyerek, Mehmet Akif?in;
 
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi...
 
şeklinde başlayan o meşhur ve güzel ?Çanakkale Şehitlerine? şiirini paylaşan bir arkadaşımızın bu mesajına cevaben, diğer bir arkadaşımızın gönderdiği şu mesajdaki ifadeler oldukça dikkat çekiciydi:
 
?Çanakkale şehitleri bizim için kıymetlidir ve bunu Mehmet Akif çağları aşacak şekilde çok güzel ifade etmiştir. Ancak orada şehit olan insanlarla bu savaşın arkasındaki iradeyi ayırıp, bu işin hesabını sormak da bizlere düşmektedir. Ümmetin hemen hemen her coğrafyasından 250.000 insan bir hiç uğruna göz göre göre katledilmiştir.
 
Bu çerçevede bir yazı bugün (18 Mart) Milat Gazetesi?nde yayınlandı:
 
 
Çanakkale Savaşı?ndan sonra İngilizler ellerini kollarını sallayarak İstanbul?a geldiler? Çanakkale günün sonunda geçildi?
 
Çanakkale Savaşı I. Dünya Savaşı?nın bir cephesiydi ve bu savaş bizim savaşımız değildi...  Almanlar ve İngilizler savaşırken 250.000 müslüman evladı öldü.
 
Osmanlı ordularına bir Alman komuta ediyordu? Bizim olmayan bir savaşta, bir Alman komutanın emrinde, 250.000 müslüman evladının katledilmesinin hesabını sormak, en çok da gerçeklerin ortaya çıkarılması ile olacaktır?
 
Yıllarca ?size ölmeyi emrediyorum? hikayelerini dinledik ancak bunun ne kadar sağlıklı bir hareket olduğunu, orada bir neslin heba edilmesinin ümmete ödettiği bedelin ne olduğunun hesabı sorulmadı?
 
Orada şehit olanların hatırası aziz, ecirleri Allah (c.c.) katındadır ancak biz dirilere de gerçekleri bilerek hareket etme sorumluğu düşüyor??
 
Belki dili ve üslubu biraz keskince olan, bu ve benzeri konularda toplumun çoğunluğu diyebileceğimiz kitlelerden oldukça farklı düşünen bu arkadaşımızın yukarıdaki ifadelerine üzülecek,  hatta kızacak okurlarımız olacaktır. Bu gibi okurlarımıza arkadaşın yukarıda bahsettiği ve linkini verdiği yazıya erişip, okumalarını pek tavsiye etmiyorum... Şahsen ben de,   Çanakkale Savaşları?nın bu necip milletin özgürlüğünü korumak için, milli ve manevi değerleri uğruna neleri göze alabileceğinin ve sahip olduğu iman gücüyle  neler başarabileceğinin en parlak örneklerinden biri olduğunu elbette biliyor, bununla ve bu zaferi şanlı tarihimizin sayfaları arasına  altın harflerle yazdıran aziz ecdadımızın torunları olmakla hepimiz gibi gurur da duyuyorum. Öte yandan, Çanakkale Zaferi her gündeme geldiğinde, hele de ?Çanakkale geçilmez!? vb. şekillerde dillendirilen hamasi sözleri her duyduğumda, bu arkadaşımızın ?Çanakkale günün sonunda geçildi? Çanakkale Savaşı?ndan sonra (yaklaşık 3 yıl sonra da olsa...) İngilizler ellerini  kollarını sallayarak İstanbul?a geldiler?? şeklindeki ifadelerine benzer düşüncelerin aklıma üşüşmesine ve acı bir gülümsemeyle içimin burkulmasına da maalesef engel olamıyorum.
 
Ayrıca, yıllarca bize tarihi gerçekler olarak sunulan veya kabul ettirilmeye çalışılan birçok olay veya konunun aslında gösterilmek istenilenden çok farklı olabileceğini, bu tür konu ve olayları objektif ve güvenilir tarihçi ve uzmanların eserleri üzerinden araştırıp, gerçeklere ulaşmaya ve olayları doğru şekilde anlamaya çalışmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
 
Yazımın girişinde bahsettiğim o dörtlüğü paylaştığım mesajın altında da yazmış olduğum gibi, bu vesileyle bu toprakları bize vatan kılan, ebediyete intikal etmiş olan tüm kahramanlarımızın ruhları şad olsun diyor, aziz ruhlarına Fatiha?lar okunmasını istirham ediyor, değerli okurlarımızı muhabbet ve hürmetlerimle  selamlıyorum.
  
Yorum Yaz
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.